Ziyaretçi.
HayalKahvesi Foruma Hoş geldin! Forumun tadını çıkar.

Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
1 0
Adı Aylin-Ayşe Kulin
#1
KİTABIN YAZARI :
Ayşe KULİN
KİTABIN ADI:
ADI AYLİN



KİTABIN KONUSU

Aylin adlı bir kadının yaşamöyküsü.
KİTABIN ÖZETİ :
Aylin, Amerikan kız kolejini bitirdikten sonra, eğitimini tamamlamak
üzere Paris’e gider; bundan sonraki yaşamını bir uçtan diğer uca, baş
döndürücü bir hızla akarak geçer, Libyalı bir prensle evlenir, Prenses
olur. Tıp okur, ünlü bir psikiyatrist olur. Tekrar tekrar evlenir, ama
evliliklerinden sıkılır, Amerikan ordusuna Albay rütbesiyle Subay
olur...
İşte bu kitap, kökleri Giritli Deli Mustafa Naili Paşaya kadar
uzanan bir ailenin kızı olan Aylin DEVRİMEL ‘in fırtınalı yaşamının
öyküsüdür.
Lise yıllarında uzun boylu ve sıska bir kız olan Aylin zamanla
güzelleşmiştir . Bir- gün Esma teyzesinin daveti üzerine Paris’te bir
otelde buluşurlar.Otelde prens olduğu söylenen bir Arap’la tanışır ve bu
tanışmanın sonunda prensle görkemli bir yaşantı için evlenir, prenses
olur. Ancak herşey düşündüğü gibi gitmez.Prens Senusi doğu kültürü ile
yetiştiği için bazı davranışları,batı kültürü ile yetişen Aylin’e ters
gelmektedir. Zamanla Aylin’in özgürlüğünü kısıtlar.Evliliği büyük bir
kaçışla son bulur.Yaz sonunda Aylin, ablası Nilüfer’le Cenevre’ye gider.
Yaşamının ideali olan tıp okumaya karar verir ve büyük uğraşlar vererek
Neuchatel Üniversitesi’ne kayıt yaptırır. Okulun ilk yıllarında
hayatında çok büyük değişiklikler yapar, ihtişamlı hayatından sıyrılır,
sade bir öğrenci olur. Tek hedefi olan tıp fakültesini bitirmek için çok
çalışır, daha sonra fizik ve kimya derslerinde yardımcı olan
Jean-Pierre ile evlenir. İki öğrencinin bu evliliği zaman içinde
Aylin’in dış görüntüsünü olduğu kadar iç dünyasını da değiştirecektir.
Aylin Jean-Pierre ile birlikte yaşadığı günlerde tıp ilmi ile yakından
tanışıp ufkunun penceresini,o zamana kadar hiç bilmediği yepyeni bir
dünyayı ardına kadar açacak, peşinden koştuğu gerçek zenginliğin dış
dünyanın görkemli vitrinlerinde değil de insanlığın iç aleminde
bulunduğunu öğrenecektir. Okul sonunda Jean-Pierre Nos Alamus’taki
nükleer araştırma merkezinden geri çeviremeyeceği bir teklif alır. Aylin
de New Rachel Hospital Medical Center’dan teklif alır ; onların
birbirlerine karşı olan sorumlulukları artık biter, müşterek hayatları
bir yol ayrımına girer. Ellerinde bu evlilikten altı yıllık sağlam bir
dayanışma ve derin dostluk duyguları ile dopdolu gençlik anıları kalır
sadece.
Aylin çok ciddiye aldığı bu işine büyük bir heyecanla başlar. New
Rachel’de tanıştığı Afganistanlı genç meslektaşı Azim’in karısı 11
yaşından beri arkadaşı olan Zeynep Tarzı çıkar. Aylin, Zeynep ve Azim
ile gittiği Afgan sefahati kokteylinde Paswak adındaki Birleşmiş
Milletlerin Afgan esiri ile tanışır. Paswak evli olmasına rağmen Aylin
ile arasında duygusal bir bağ oluşmuştur. Aylin o yılı aklı beş karış
havada geçirir. Bütün vakitlerini beraber geçirirler. Paswak’ın bu
yüzden önce Wall Dame’nin Birleşmiş Milletler genel sekreterliğine daha
sonra 1974 yılında Hindistan sefirliğine tayini çıkmıştır.
Aylin kaderin ağlarını onlar için giderek daha çileli iplerle
örmekte olduğunu nihayet görmeye başlar; ya sevdiği adamın peşinde
dünyayı adım adım dolaşacak ya da mesleğini ön plana alacaktır. Tam
meslek uğruna değmez derken hastanede psikiyatri bölümü şefliğine terfi
eder. Sonunda Aylin’in sağduyusu aşkına galip gelir. Aylin gönlü yaralı
bar kuşunu çok kısa bir süre oynar, sonra toparlanır ve işinin başına
döner. Arkadaşı Azim’in vasıtası ile kendi meslektaşı olan Michel
Radomisli ile tanışır. Michel’i çok etkileyici bulmadığı halde evliliğe
giden ilk adımları Michel’in evinde atarlar. Daha sonra Aylin bu
evlilikten deliler gibi çocuk istemeye başlar. Aylin’in bu isteğine
karşılık Michel dinine ve geleneklerine çok bağlı olduğunu doğacak
çocuğun Yahudi kültürüne göre yetiştirilebileceğini söyler fakat Aylin
bunu bile sorun etmez, dinini değiştirmeyi göze alır. Aylin’e göre
insanları dinlerine, ırklarına ve dillerine göre ayırmak çok saçmadır.
Ona göre insan, insan olduğu için çok değerlidir. Onun insan sevgisini
bir din veya ırk engelleyemez. Aylin çocuk yapma isteğinden 6 düşük
yaptıktan sonra vazgeçecektir.
Aylin meslektaş olduğu Michel ile her an beraberdir.İşyerleri bir,
evleri bir kısacası bütün zamanları birlikte geçer. Belli bir süre sonra
birbirleri ile bu kadar çok birlikte olmaları Aylin’i çok sıkar. Gün
geçtikçe birbirlerinden koparlar ve birgün Aylin kocasına haftanın
belirli günlerinde birbirlerine izin vermelerini ,bugünlerde değişik
insanlar ile çıkabileceklerini ,bunun sonucunda da diğer insanlarda
görecekleri eksiklikleri kendilerinde tanımlayıp, birbirlerine ölümsüz
sevgi ile bağlanabileceklerini açıklar. Fakat düşünülen olmaz. Aylin
yurt dışında olduğu günlerden birinde Michel bir arkadaşının evinde
Barbara adında bir bayanla tanışır ve bu tanışma evliliklerinin sonunu
getirir. Aylin sıkıntılı bir zamanında vardığı karar sonucunda kocasını
kaybettiği için hem üzgün hem de suçluluk duygusu içerisindedir. Bu
sıkıntı ve üzüntü uzun sürmez.Her şeyi bir kenara bırakıp mesleğinde
ilerler fakat bu ilerleme bile onu tatmin etmez. Bir süre sonra Amerikan
ordusuna katılarak Körfez Savaşı’nda ruh sağlığı bozulan hastaları
tedavi eden doktor olmayı düşünür.Bu nedenle Oklahoma’ya Körfez
Savaşı’nda zarar görmüş askerleri tedaviye gider.
Aylin Üniformasını ilk kez 1992’nin soğuk bir Ocak gününde giyer. 9
Kasım 1992’de ordunun fiziksel aktiviteler sınavını yüksek bir puana
kazanarak başarı sertifikası alır. Aylin ordudaki görevinde yine işine
devam eder, hastalarına çare bulmaya çalışır. Birgün kendisine yeni bir
hasta verilir. Bu kez hasta Körfez Savaşı’ndan sonra geldiği sivil
hayata uyum sağlayamıyordur. Bunun sonucunda da hiçbir suçu olmayan bir
çok sivili katletmiştir.
Aylin bu hastası üzerinde çalışırken Amerikan ordusunun askerlerini
cesaretlendirmesi için verdiği ilaçların yan etkisi sonucu hastanın bu
duruma geldiğini saptar ve bu sonucu bir tez halinde askeri yetkililere
bildirir. Aylin’in verdiği bu sonucu askeri yetkililer daha önceden
bildiğinden Aylin’in bu olayın üstüne gitmemesini isterler ve onu
uyarırlar. Aylin bu sessizliği sindiremeyerek sözleşmesinin bitmesinin
ardından Albay rütbesindeyken ordudan ayrılır.
Ordudan ayrılmasından sonra 19 Ocak 1995 Perşembe günü evinin
bahçesinde o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından kendi
arabasının altında ölü bulunur. Zengin, ünlü ve saygın insanların
yaşadığı mahallede yerel polis ve yerel yöneticiler mahallenin adını
polisiye bir olaya karıştırmamak için dosyayı apar topar denebilecek bir
hızla kapatırlar. Teşhis ise “Freak Accident” yani garip bir kazadır.
“... Yükseltilmiş sahnede kapağı açık maun bir tabut durmakta,
uzun bir sıra oluşturan insanlar tabutta yatan albay üniformalı Amerikan
subayını selamlayıp içlerinden dua veya veda ederek tabutun başından
ayrılınca yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerini
almaktadırlar. Herkes etrafa hakim olan ordu düzeninin saygınlığını
kutsar gibi sessizce ağlamaktadır ... Katafalkın üstünde dört bir yanı
rengarenk çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok,
oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını
andırmaktadır. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıdır.
.
KİTABIN ANAFİKRİ
Anı yaşamak gerekir.Zevk alınabilecek herşey o an yapılmalıdır.Daha
sonra çok geç olabilir.Hayat an an yaşanmalı.Ama anı yaşarken de tedbiri
elden bırakmayıp olacak ya da olabilekcek olayları hesaplamak
gerekmektedir.
TkD4M2.gif

Tuğba Yurt Heart
Teşekkür verenler:
Teşekkür verenler:
Teşekkür verenler:
Teşekkür verenler:


Hızlı Cevap
Konu



Hızlı Menü: